Sokak hayvanlarının da hakları var!

 

Caddede, sokakta, kapı önünde, damda, balkonda, duvarda ve dahi deniz kenarında. Onlar malumunuz her yerde. Kimden mi bahsediyoruz? Tabii ki sokaktaki ve evdeki hayvanlardan. Şimdilerde onlar da sevenleri de pek endişeli. Meclis’e sunulan taslağın kabul edilmesi, kimini memnun etse de, eksik olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

TUĞBA KAPLAN – 30 Eylül 2012

“Kaç yıl oldu saymadım köyden göçeli/ Mevsimler geldi geçti görüşmeyeli/ Hiç haber göndermedin o günden beri/ Yoksa bana küstün mü unuttun mu beni/ Seni çok çok özledim arkadaşım eşek/ Arkadaşım eş arkadaşım şek arkadaşım eşşek” Barış Manço’nun Bremen Mızıkacıları’nın hikâyesinden yola çıkıp yazdığı bu şarkının sözleri bugün bile birçok çocuğun dilinde. Bunun gibi birçok şarkıya, romana, öyküye ya da filme konu olan hayvanlar, hayatımızın bir parçası. Bu durumdan mutlu olanlar gibi hoşnut olmayan, yolda bir köpek gördüğünde uzaklaştırmaya çalışanlar da yok değil. Herkes hayvansever olacak diye bir durum söz konusu değil. Ama onların da hayat hakkı olduğu hem dinimizde hem de toplumsal hukukta açıkça yer alıyor.

Geçtiğimiz günlerde Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından sunulan Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik tasarısı yarın Meclis’in gündemine gelecek. Ancak tasırının içeriğinden birçok hayvansever ve hayvanları koruma dernekleri endişeli. Zira, bugün siz bu haberi okurken, her biri kendi bulunduğu ilde, tasarı Meclis’te kabul edilmesin diye eylem yapıyor. Eylem işe yarar mı ya da Meclis tasarıyı kabul eder mi bilmiyoruz ama tasarıda neler olduğunu, hayvanseverlerin ya da sevmeyenlerin bu konudaki değerlendirmelerini dikkate almakta fayda var.

Sokaklar hayvansızlaştırılmasın

“Biz hayvanları sevelim, sevdirelim amacıyla toplanmış bir grup değiliz. Amacımız, insan merkezli işleyen dünyada unuttuğumuz, görmezden geldiğimiz, zarar verdiğimiz diğer canlıları gündeme taşımak.” diyen Hayvan Partililer bugün yapılan eylemde ön sıralarda yerini almış durumda. Mevcut Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklikler yapılmasını ve geliştirilmesini parti olarak başından beri desteklediklerini söyleyen Hayvan Partisi Sözcüsü Demet Esra Köse, tasarıdaki değişikliklerin mevcut durumu geliştirmekten çok kötüleştireceğini düşünüyor. Mevcut kanunda sokaklardan alınıp gerekli aşıları yapılan, kısırlaştırılıp küpe takılan hayvanlar yine alındıkları yere bırakılıyordu. Yeni tasarıya göre ise “sahipsiz hayvanlar doğal hayat parkı” adı altında yeni oluşturulacak yerlere bırakılacaklar. “Biz yüzyıllardır sokak hayvanlarıyla yaşayagelmiş bir toplumuz.” Demet Köse, sokakların hayvansızlaştırılması anlamına geleceğini düşündüğü bu uygulamaya karşı çıkıyor.

 

Hayvan Partisi’nin istediği sokakların hayvansızlaştırılmasının aksine sokak hayvanlarının yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve sadece insan merkezli düşünülmemesi. Cezaların caydırıcı olması, barınakların standartlarının yükseltilmesi, aşılamaların daha düzenli yapılması, sokaklarda mama ve su odakları yapılması, sokak ve ev hayvanlarının yanı sıra besi hayvanlarının yaşam kalitelerinin artırılması istekleri arasında yer alıyor.

Taslağa sevinenler de yok değil. Hayvanların toplanmasını gayet yerinde bir karar olarak görüyorlar. Ataşehir’de yaşayan Ahmet Avcı, “Sokak, köpeklerin istilasına uğradı. Bu sebeple sokağa çıkamıyoruz. Geceleri uyku uyuyamıyoruz.” diyor. Bu tasarının iyi niyetle gündeme getirildiğinin farkında olduklarını söyleyen İstanbul Barosu hayvan hakları araştırma üyesi avukat Özen Baydoğan ise daha önce yapılan ortak akıl toplantılarında alınan görüşlere yer verilmediği için eksiklikler olduğunu düşünüyor. Baydoğan’a göre hayvanların “doğal yaşam parkları” denilen ama henüz oluşturulmamış yerlere gönderilecek olmaları onları ölüme terk etmekten başka bir şey değil. Üstelik bu yerlerin denetimi, bakımı konusunda net bir şey yok. Türkiye’de sadece bir tane doğal yaşam parkı var o da Pendik’te.

Özen Baydoğan’a göre odaklanılması gereken nokta çok daha farklı olmalıydı. Çünkü petshoplarda saatlerce havasız kalan hayvan satışının yasaklanması, Türkiye’nin iklimine uyum sağlayamayan hayvanların ithalinin durdurulması, özellikle uygunsuz üreme yapan herkese hayvan çiftliği işletme izni verilmemesi, buraların denetlenmesi, yerel idarelerin ve özellikle belediyelerin daha fazla sorumluluk alması ve denetlenmesi, daha çok hayvanın rehabilite edilmesi, bütün barınaklara gönüllülerin de girebilmesi çok daha önemli konular. Baydoğan hayvanlara işkence yapanlara ve öldürenlere bir ceza yaptırımının olmamasını bu tasarıdaki en büyük eksiklik olarak görüyor.

 

Süleyman Demirel Üniv. İlâhiyat Fakültesi Prof. Dr. Adnan Koşum, kamuoyunun gündemini sürekli meşgul eden problemlerden birinin, hayvanlara yapılan kötü muameleler olduğunu söylüyor. Koşum, İslâm’da hayvanların söz konusu edildiği naslar incelendiğinde sanılanın ve iddia edilenin aksine hayvanlara birtakım haklar verildiğini söylüyor. Nitekim, Kur’an-ı Kerim’de bazı sûrelerin çeşitli hayvan isimleriyle isimlendirilmiş (Meselâ, Bakara (inek), Nahl (arı), Ankebut (örümcek), Neml (karınca) sureleri gibi) olması, hayvanların insanların yararı için yaratıldıkları ifadesi, İslam dininin bu konudaki hassasiyetini gösteriyor. Adnan Koşum, tıpkı insanlar gibi öteki canlıların da Allah’a ibadet ettiğini, kuşların da bir dilinin, ibadet ve tesbihinin bulunduğunu söylüyor. Hadislerde de hayvan hakları konusunda, onların yaşama hakları vurgulanıyor. Peygamber Efendimiz’in (sas) tavsiye, emir ve uygulamalarında da zararlı olanlar hariç hayvanların keyfî bir şekilde öldürülmesi yasaklanıp, hayvanlara merhametli davranılması gereğine işaret ediliyor.

Öte yandan hayvan türlerinin ve neslinin devamı açısından önemli olan avlanma, bazı kaynaklarda helal olarak geçse de, doğal dengeyi bozan ve eğlence amaçlı avcılığa izin verilmediği görülüyor. Efendimiz (sas) bilinçli bir şekilde bir hayvanın gıdasız bırakılarak ölümüne sebebiyet veren kişinin karşılaşacağı acı sonu belirterek bu hususta müminleri uyarıyor. Ayrıca bir hayvanın yüzüne vurularak dövülmesi, canlı hayvanların hedef alınıp atış yapılması, dövüşmeleri için hayvanların kızıştırılmaları, hayvanı kulağından tutarak çekmek hadislerde işkence olarak görülüyor ve kesin bir dille yasaklanıyor. Prof Dr. Adnan Koşum, söz konusu hayvan haklarıyla ilgili kanun değişikliğinin hayvana bu denli önem veren İslam dinindeki hükümlerin dikkate alınmasını tavsiye ediyor.

İslam’da hayvanların hakları…

-Hayvanlar meşru bir gerekçe olmadan öldürülemez. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu, bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.

-Hiçbir hayvana kötü davranılamaz.

-Bütün hayvanların, insanlarca gözetilme ve korunma hakkı vardır.

-Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel ve doğal çevrelerinde yaşama haklarına sahiptir.

– Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan türden olan hayvanlar, uyumlu bir biçimde yaşama ve üreme haklarına sahiptir.

– Çalışan hayvanlar, beslenme ve dinlenme haklarına sahiptirler.

-Hayvanlardan insanların eğlencesi olsun diye yararlanılamaz.

 

Osmanlı’da hayvanlara özel tatil fermanı

“Payitaht-ı Zemin Eminönü Bir Dünya Başkenti” adlı eserde, Osmanlı’nın hayvan haklarına bakışını örnek bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Kitapta, “Hayvanların tatili” başlığı altında yer alan bilgilere göre, Osmanlı toplumunda hayvanlara iyi davranılması konusunda hassasiyet son derece yüksek. Padişah III. Murad, 1587’de yük beygirlerine taşıyabileceklerinden fazla yük yüklenmemesi ve onların cuma günü tatil edilmesine yönelik ferman çıkarması bunun bir örneği. III. Murad’ın fermanından 300 yıl sonra 1856’da benzer konunun tekrar dile getirilmiş olması, bu anlayışın yüzyıllar boyu devam ettiğini gösteriyor. Bunun yanı sıra geçmişte Osmanlı’nın başkentlerini ziyaret eden birçok seyyahın, günümüzde ise özellikle İstanbul’a gelen yabancıların çoğuna göre dünyanın en güzel kedileri bu şehirde yaşıyor.

Hayvan yasaları en kapsamlı ülke İsviçre

Avrupa’da sokaklarda köpek olmamasının örnek olduğu yasa taslağı, aslında bütün Avrupa için geçerli değil. Avukat Özen Baydoğan, İsviçre’nin hayvanları anayasasında en kapsamlı olarak koruyan ülke olduğunu söylüyor. İsviçre Anayasası’nın 80. maddesinin başlığı “Hayvanların Korunması”. Bu maddede hayvanların korunması ve bakımı, hayvanlar üzerinde deney, hayvanların taşınması ve satılması, hayvanların öldürülmesi konuları düzenleniyor. Avrupa sokaklarında köpek olmasa da, çoğu insan evinde zaten hayvan besliyor. “Mesele herkesin evinde kedi köpek beslemesi de değil.” diyen Baydoğan, Avrupa sokaklarında köpek olmadığını çünkü halihazırda köpek bakım şartları ve altyapılarının çok iyi olduğunu, her petshopta hayvan satılmadığını ve sıkı denetim yapıldığını vurguluyor.

t.kaplan@zaman.com.tr

Tuğba Kaplan

Gazeteci/ Aksiyon Dergisi Politika, Sosyoloji, uluslararası ilişkiler, medya ve kültür dünyasından ünlü isimlerle gündemle ilgili aktüel röportajlar yapmaktadır. Ayrıca gündeme dair konuları farklı yönleriyle ele alan dosyalar hazırlamaktadır.

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>